Her geçen gün güven ile sınanıyor gibi değil miyiz?

Bir gün herşey yolunda giderken hatta çevrende beklemediğin derecede aktif ve kararlı insanlar varken, diğer gün tamamen tepe teklak güvendiğin dağlara karlar yağarken görebiliyorsun kendini. Belki de herşey bizim çevreye bıraktığmız imajla ilgili, Belki de hiçbirşeyin tam olarak sizinle alakası yok. Kendine güven! Ne zaman oluştu. Nasıl bir organizasyon içerisinde devam ediyor. Güvenli bir insanı korkutacak ya da şaşırtacak yolundan döndürecek ve en sonunda özgüveni bunalımı yaşatacak bir olay yaşanabilir mi? Bilimsel olarak yapılan araştırmalarda çoğunlukla çocukluktan oluştuğunu düşünülen özgüven gerçekten bu kadar sarsılmaz bir yapıda mıdır? Yoksa özgüvenin kendini gösterdiği ve gösteremediği alanlar olabilir mi?

Tekrar konumuza dönersek ve sorarsak: Çevremizdeki insanlar ve onların hayatımız içerisindeki yerleri( özellikle aktivist hayat içerisinden bakarsak )ortak ideallerimiz üzerindeki kararlılıkları ve çalışkanlıkları ya da boşvermişlikleri yani örgtüsel dayanışma içerisinde olma halleri bizim güvenimizde nasıl bir etkiye sahiptir?

Tabii ki her türlü dayanışma hali bir motivasyon artışına neden olur? Ama insanların beraber yürüdüğün yolda yorulmaları ya da yön değiştirmeleri de mümkün… Sürekli bir koşturma hali ve arayışta olma durumu çoğu insan için yorucu olabiliyor. Bu durumda gidene yol vermek zorlamadan yolculamak gelene de kucak açmak motive etmek sarılmak çok önemli.

Tekrar yeni yollarda çaprazlarda karşılaşmak ve sıkıca sarılmak  ve beraber adımlamak için güveni hep sıcak gönlümüzü ferah tutmalı…